Advert
YEREL
Giriş Tarihi : 06-06-2021 15:06

Ekolojik Yıkımı Durdurmak İçin Birlikte Mücadele Etmeliyiz!

Samsun Çevre Platformu(SAMÇEP) tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yapılan basın açıklamasında, “Ekolojik yıkımı durdurmak için hep birlikte mücadele etmeliyiz” denildi.

Ekolojik Yıkımı Durdurmak İçin Birlikte Mücadele Etmeliyiz!

Samsun Çevre Platformu(SAMÇEP) tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bizler için 5 Haziran Dünya Çevre Günü, kutlanması gereken bir günden öte, gezegenin tümünde yaşanan çevre sorunlarının nedenleri ile birlikte dile getirildiği, çözüm arayışlarının ortaya konulduğu bir gündür.

Artık dünyanın her noktasında aşırı iklim olaylarına bağlı büyük yıkım süreçleri gerçekleşiyor. Ülkemiz de bu yıkım süreçlerinden fazlası ile etkileniyor. Havanın, suyun, toprağın kirliliği, kuraklık, zehirli gıdalar, seller, hortumlar günlük yaşamı kuşatarak nüfusun büyük çoğunluğunu yaşayamaz hale getiriyor. Ancak tüm bu yıkımların sonuçları herkese eşit yansımıyor, sınıflar arası eşitsizlik daha da artıyor.

Son iki yıldır pek çok ölüme ve ağır hasatalıklara neden olan, ekonomik krizin etkilerini yoksul halk kesimleri için daha da katlanılmaz hale getiren korona virüs yaygın salgınının da aslında ekolojik yıkıma bağlı biyolojik çeşitliliğin azalmasından kaynaklandığı biliniyor. Virüsün tüm dünyaya yayılmasına neden olan neoliberal sömürü düzeni, virüse karşı aşılama sürecinde de eşitsiz ve adaletsiz karakterini ortaya koymaya devam ediyor.

Müsilaj, deniz kirliliğinin bir sonucudur!

Biyolojik çeşitliliğin yıkıma uğramasının en çarpıcı sonuçlarından biri de Marmara Denizi’nde son aylarda ortaya çıkan ve her geçen gün yayılan müsilaj olayıdır. İşin esas vahim tarafı; Marmara Denizine yapılan bu müdahalelerin müsilaja sebep olacağının bilim insanları tarafından 2017 yılından itibaren çeşitli vesilelerle siyasi iktidara iletilmiş olmasıdır.

Biyoçeşitliliğin azalmasının yıkıcı etkilerini önümüzdeki dönemlerde daha da fazla hissedeceğimiz kesindir.

Samsun’da yaşayanlar olarak bizim için en değerli doğal varlığımız olan Karadeniz’de müsilaj ya da başka ekolojik yıkım sorunlarının yaşanmaması için;

  • Karadeniz kıyısındaki tüm yerleşim yerlerimizin ve sanayi tesislerinin atık sularının biyolojik arıtmalarının yapılması ve atık miktarının mutlak suretle azaltılması,
  • Zonguldak ve Samsun merkezli termik santralların soğutma suyu kullanımının mutlak suretle sınırlandırılması ve en kısa sürede bu termik santralların tamamen kapatılması,
  • Sinop Nükleer Santralı projesinin derhal durdurulması,
  • Atakum – Kurupelit yatlimanı başta olmak üzere yeni deniz dolgularına son verilmesi, mevcut deniz yapılarının rehabilite edilmesi,
  • Dereköy Kurupelit arası sahil erozyonunun bilimsel yöntemlerle kalıcı olarak durdurulması, rehabilitasyona dönük çözümler getirilmesi şarttır.

Samsun ve yakın bölgemizin doğal, toplumsal yaşamı ve halk sağlığı açısından;

  • Çarşamba Ovasında Biyokütle Santralı (Eğercili), Piroliz tesisi (Çınarlık) gibi kirletici ve yaratı su kaynaklarını yok edici, aynı zamanda yangın ve patlama riski taşıyan tesislerin faaliyetlerinin derhal durdurulması,
  • Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti ve yakın çevresinin uluslararası statülerine uygun olarak korunması, her türlü ticari işletmenin bölge dışına çıkartılması,
  • Kavak, Asarcık çevresindeki taş ocaklarının kapatılıp rehabilite edilmesi,
  • Şahin Dağlarında 12 bin hektar alanda orman bitki örtüsünü yok ederek milyonlarca ton toprağın siyanürle işlenerek sonsuza dek zehirlenmesine, yeraltı ve yerüstü sularımızın kirletilmesine ve kurutulmasına izin verilmemesi,
  • Kocadağ’da faaliyet gösteren taş ocaklarının kapatılıp, eski yeni tüm ocakların tahribatlarının rehabilite edilmesi önemlidir.

Dünya ve Türkiye üzerine söylenecek çok söz vardır. Ancak bizim odağımız Samsun ve yakın çevresidir. Yukarıda sıraladığımız sorunlar dışında Samsun’umuzun pekçok kentsel, kırsal sorunu olduğunu biliyoruz ve yaşıyoruz.

Tüm bu sorunların ana kaynağının ülkeyi yöneten siyasi iktiadarın enerji, maden, inşaat politikaları ile yerel yönetimlerin beton-asfalt-imar rantından ibaret kentsel yönetim anlayışı olduğunu da belirmemiz gerekmektedir.

Çözüm bizdedir;

Oylarımızla yetkilendirdiğimiz ve temsiliyet hakkı verdiğimiz milletvekillerini, belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerinin hangi siyasi partiye ve görüşe mensup olursa olsun, çıkartacakları yasa ve yönetmeliklerin, aldıkları imar kararlarının, tercih ettikleri yatırım politkalarının halktan ve doğadan yana olmasını sağlamak için örgütlenerek sürekli takipte ve uyanık olmaktan, oy verdiklerimizi  sorgulamaktan başka çaremiz yoktur.

Köyümüzün içindeki taş ocakları, ovamızın ortasındaki termik santrallar, ormanımızı yok eden maden işletmeleri zamanında takip edilmeyen, sorgulanmayan yasa-yönetmelik ya da belediye meclis kararlarının sonuçlarıdır.

Bizlerin oyları ile seçilmiş ya da atanmış tüm karar vericilerininin ve kamu görevlilerininin öncelikli görevi bizlere sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı sunmaktır.

Siaysi iktidarın baskı yöntemlerini çeşitlendirip geliştirdiği, il valilerin bireysel inisiyatifle her türlü demokratik eylem ve mücadele yöntemlerini kısıtlamaya çalıştığı, yaşantımızın her anlamda daha da kötüleştirildiği bir dönemde SAMÇEP olarak; sorumluluk sahibi tüm hemşehrilerimizi, ilimizdeki tüm emek, meslek ve demokratik kitle örgütlerini; ekolojik yıkımı durdurmaya, sağlıklı bir çevrede insanca yaşama haklarımızı savunmak için ortak mücadeleye çağırıyoruz.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA