Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda Milli Eğitim Bakanlığının 2026 yılı bütçesi üzerine konuşan Karaman; bütçenin dağılımı, öğretmen maaşları, ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik, mülakat uygulaması, özel okul öğretmenleri, eğitim paradigması, öğrenci affı, okul altyapıları, güvenlik sorunları ve Milli Eğitim Akademisine ilişkin eleştirilerde bulundu.
“BÜTÇE BİR MEDENİYET BEYANIDIR”
Bütçelerin yalnızca teknik belgeler olmadığını vurgulayan Karaman, eğitim bütçesinin aynı zamanda bir anlayışı temsil ettiğini söyledi.
Karaman, “Bütçe bir medeniyet beyanıdır. Biz bugün o beyanın neleri içerdiğini, neleri dışarıda bıraktığını müzakere ediyoruz” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığına 2026 yılı için ayrılan 1 trilyon 943 milyar 965 milyon liralık bütçeyi değerlendiren Karaman, artışın reel olmadığını savunarak, “Bu bütçe kâğıt üzerinde büyük görünüyor ancak enflasyon ve kur karşısında erimiştir. TÜİK’in dahi açıkladığı enflasyon kadar bile reel artış yoktur” ifadelerini kullandı.
“HER 100 LİRANIN 83’Ü ZORUNLU GİDERLERE GİDİYOR”
Bütçenin kompozisyonuna dikkati çeken Karaman, yatırım payının yetersizliğini şu sözlerle dile getirdi:
“Bütçenin yüzde 73,9’u personel giderlerine, yüzde 9’u sosyal güvenlik primlerine, yalnızca yüzde 8,8’i yatırıma ayrılmıştır. Her 100 liranın 83 lirası zorunlu giderlere, sadece 8 lirası geleceğe ayrılıyor. Bu bütçe mevcut düzeni idare eder ama geleceği kuramaz.”
“ÖĞRETMENİ YOKSULLAŞTIRAN BİR DÜZEN NESLİ İHYA EDEMEZ”
Öğretmen maaşlarının yoksulluk sınırının altında kaldığını belirten Karaman, mevcut tabloyu eleştirdi.
Karaman, “2025 yılı itibarıyla yoksulluk sınırı 92 bin 547 liradır. Yeni başlayan öğretmen 52 bin, kıdemli öğretmen 67 bin lira maaş almaktadır. Öğretmeni yoksullaştıran bir düzen nesli zenginleştiremez” dedi.
ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK ELEŞTİRİSİ: “BU BİR VİCDAN PROBLEMİDİR”
Ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına da değinen Karaman, bu yapının eğitimde adaletsizliği derinleştirdiğini savundu.
“Bugün 86 bin ücretli, yaklaşık 50 bin sözleşmeli öğretmen vardır. Öğretmen camiasının yüzde 13’ü güvencesiz koşullarda çalışmaktadır. Aynı derse giren iki öğretmenden birinin yarı ücret alması eğitimi değil, kırgınlığı büyütür. Ücretli öğretmenlik bir istihdam modeli değil, bir vicdan problemidir” ifadelerini kullandı.
“MÜLAKAT, ADALETİN ÖNÜNE KURULMUŞ BİR ENGELDİR”
Öğretmen atamalarındaki mülakat uygulamasını sert sözlerle eleştiren Karaman, yüksek KPSS puanlarına rağmen adayların elendiğini söyledi.
Karaman, “KPSS’den 90-95 puan alan gençler mülakatlarda 55-60 puanlarla elenmiştir. Hangi objektif kriterle yapıldığını bilmiyoruz. Bu tabloyu hiçbir vicdan, hiçbir hukuk ve hiçbir ahlak açıklayamaz. Mülakat, gençlerin değil adaletin önüne kurulmuş bir engeldir” dedi.
ÖZEL OKUL ÖĞRETMENLERİ İÇİN TABAN ÜCRET ÇAĞRISI
Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin çalışma koşullarına da değinen Karaman, düşük ücret ve sigorta sorunlarına dikkati çekti.
“Bugün özel okullarda yaklaşık 180 bin öğretmen görev yapıyor. Çoğu asgari ücret düzeyinde maaş alıyor, sigortaları düşükten yatırılıyor, yaz tatilinde maaşları kesiliyor. Öğretmeni piyasanın ve patronun insafına terk etmeyin. Taban ücret uygulaması artık ertelenemez bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
EĞİTİM PARADİGMASI ELEŞTİRİSİ: “HER ÇOCUĞU TEK KALIBA SOKAN SİSTEM”
Mevcut eğitim anlayışının çocukların yeteneklerini ortaya çıkaramadığını savunan Karaman, erken yönlendirme ve ihtisaslaşma eksikliğine işaret etti.
Karaman, “Herkes her şeyi okulda öğrenir yanılgısına sıkışmış bir sistem var. Yetenekler erken yaşta keşfedilemiyor, ders saatleri OECD ortalamasının üzerinde ama öğrenme çıktıları düşük. Her çocuğu tek kalıba sokan sistem çocukların kaderini daraltır” dedi.
ÖĞRENCİ AFFI: “EĞİTİM HAYATIN ONARIMIDIR”
Öğrenci affı konusuna da değinen Karaman, milyonlarca gencin eğitim sisteminin dışında kaldığını belirtti.
“Bir önceki öğrenci affından yalnızca 79 bin öğrenci yararlanmıştır. Af bekleyen öğrenci sayısı 8 milyondur. Bu Meclisin görevi kapıları kapatmak değil, doğru şartları kurarak yeniden açmaktır. Eğitim yalnızca ders değildir; eğitim, hayatın onarımıdır” ifadelerini kullandı.
OKULLARDA ALTYAPI VE GÜVENLİK YETERSİZLİĞİ
Okulların fiziki ve mali yetersizliklerine dikkati çeken Karaman, temizlik ve güvenlik personeli eksikliğini gündeme getirdi.
Karaman, “74 bin okulda temizlik personeli ortalaması 1,9’dur. Güvenlik ihtiyacının yüzde 70’i geçici personelle karşılanıyor. Öğrenci başına verilen 140 lira yalnızca sembolik bir rakamdır. Birçok okul elektrik ve su parasını velilerden toplamaktadır” dedi.
MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ ELEŞTİRİSİ
Milli Eğitim Akademisinin sorunları çözmek yerine yeni bir bürokratik yük oluşturduğunu savunan Karaman, akademinin plansız hayata geçirildiğini ifade etti.
“Bu Akademi üniversitelerle entegre değildir, pilot uygulaması yoktur, maliyet analizi yapılmamıştır. Yeni bir bürokratik katman oluşturmak sorunu çözmez, büyütür” değerlendirmesinde bulundu.
“RAKAM VAR AMA ADALET YOK”
Konuşmasının sonunda bütçeye ilişkin genel değerlendirmede bulunan Karaman, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin temel sorunlara çözüm üretmediğini söyledi.
Karaman, “Bu bütçede iyi niyet var ama yetmezlik var. Rakam var ama adalet yok. Artış var ama dönüşüm yok. Hakkı üstün tutmayan hiçbir düzen uzun süre ayakta kalamaz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
HABER MERKEZİ








